Ankara’nın meydanları yıllar içinde değişirken, Kızılay eski fotoğraflardaki park ve havuz görüntüsünden yoğun yapılaşma ve ulaşımın öne çıktığı bir kent merkezine dönüştü. Tarihî yapılarının ve yeşil alanlarının büyük ölçüde değişmesi, Kızılay’ı başkentin dönüşümü en belirgin meydanlarından biri haline getirdi.
Kızılay’ın eski görünümü parklar ve havuzlarla şekilleniyordu
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kızılay, modern şehirleşme çalışmalarının önemli merkezlerinden biri olarak gelişti. 1920’li ve 1930’lu yıllarda meydan çevresinde bugünkü yoğun yapılaşma yerine parklar, bahçeler, havuzlar ve az katlı binalar bulunuyordu.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin yayımladığı Cumhuriyet ve Başkent Ankara adlı çalışmada, Kızılay Parkı’nın Ankaralıların dinlenmek ve vakit geçirmek için kullandığı alanlardan biri olduğu aktarılıyor. Parktaki küçük havuzlar, çiçek bahçeleri ve çocuk oyun alanları, özellikle havuz çevresini dönemin buluşma noktalarından biri haline getiriyordu.
Bugün ise bölgede iş merkezleri, alışveriş noktaları, metro bağlantıları ve yoğun caddeler öne çıkıyor. Kızılay, ticaretin, ulaşımın ve sosyal yaşamın başkentin en hareketli merkezlerinden biri olarak anılıyor.
Meydana adını veren tarihî bina 1979’da yıkıldı
Kızılay’ın eski fotoğraflarında görülen önemli yapılardan biri, Türk Kızılayının tarihî genel müdürlük binasıydı. Avusturyalı mimar Robert Oerley’in tasarladığı ve 1929’da inşa edilen yapı, uzun yıllar meydanın simgeleri arasında yer aldı. Bina 1979’da yıkıldı; bu gelişme meydanın görünümünü ve tarihî kimliğini etkileyen önemli değişimlerden biri oldu.
Kızılay Parkı ve çevresindeki düzenlemeler zaman içinde değişirken meydan, eski dinlenme alanı kimliğinden uzaklaşıp ticaret ve ulaşımın yoğunlaştığı bir merkeze dönüştü.
1930’lardan 2025’e uzanan dönüşüm incelendi
Kızılay’ın mekânsal değişimi akademik araştırmalarda da ele alındı. Duygu Cihanger Ribeiro’nun 2026’da Planlama dergisinde yayımlanan çalışması, meydanın 1930’lardan 2025’e kadar geçirdiği dönüşümü farklı dönemlere ait görüntüler ve şehir planları üzerinden inceledi.
Araştırmada, 1950’lerden itibaren artan yapılaşma ve ticari faaliyetlerin meydanın görünümünü değiştirdiği; ilerleyen yıllarda araç trafiği ve ulaşım düzenlemelerinin bu dönüşümü hızlandırdığı belirtildi.
Ulus, Sıhhiye ve Anadolu Meydanı da değişti
Ulus Meydanı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yönetim, ekonomi ve sosyal yaşam açısından önemli bir merkezdi. Tarihî kamu binaları ve bankalarla gelişen meydanın görünümü, yeni yapıların inşası, ulaşım güzergâhlarının değişmesi ve ticari hareketliliğin artmasıyla zaman içinde farklılaştı. Eski ve yeni fotoğrafları karşılaştıran Anadolu Ajansı çalışmasında, Ulus’un 1940’taki görüntüsü ile 18 Aralık 2024 tarihindeki görünümü arasındaki değişim de ortaya konuldu. Meydandaki Zafer Anıtı ise geçmişten kalan simgeler arasında yer almayı sürdürüyor.
Sıhhiye, artan araç trafiği, genişleyen ulaşım bağlantıları ve çevresindeki yapılaşmayla kentin hareketli geçiş noktalarından biri haline geldi. Eski adı Tandoğan olan ve bugün Anadolu Meydanı olarak anılan alan da fiziksel düzenlemelerin yanı sıra isim değişikliğiyle dönüştü; büyük toplantı ve mitinglerin adreslerinden biri olmayı sürdürüyor.
Eski fotoğraflarla bugünkü Kızılay arasındaki fark
Kızılay, Ulus, Sıhhiye ve Anadolu meydanlarının tümü Ankara’nın büyümesiyle değişti. Ancak Kızılay’da tarihî yapıların ve yeşil alanların büyük ölçüde ortadan kalkması, eski fotoğraflarla bugünkü görünüm arasındaki farkı özellikle belirginleştiriyor. Ulus’taki Zafer Anıtı gibi simgelerin varlığını korumasına karşılık, Kızılay’a adını veren tarihî binanın günümüze ulaşmaması da bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri.