Gece uykusunun sık sık bölünmesi, noktürnal uyanma veya uyku sürdürme bozukluğu olarak tanımlanıyor. Stres ve hormon değişimlerinden kan şekeri düşüşüne, uyku apnesinden yaşla birlikte değişen uyku düzenine kadar farklı etkenler gece aniden uyanmaya yol açabiliyor.
![]()
Stres, kortizol ve kan şekeri uyanmayı tetikleyebilir
Gecenin ilerleyen saatlerinde derin uyku azalırken REM uykusu daha baskın hale geliyor. Bu dönemde dış etkenlere duyarlılık artabiliyor. Günlük yaşamda kronik stres veya kaygı yaşayan kişilerde sinir sisteminin aşırı uyarılmış kalması, gece uyanıklığının tehdit olarak algılanmasına neden olabiliyor. Kortizol ve adrenalin düzeylerindeki ani yükselişler de çarpıntı ya da panik hissiyle uyanmayla ilişkilendiriliyor.
![]()
Beslenme düzeni de gece uyanmalarında etkili olabiliyor. Akşam yüksek glisemik indeksli yiyecekler tüketmek veya öğün atlamak, uyku sırasında kan şekerinin düşmesiyle sonuçlanabiliyor. Kan şekeri kritik seviyenin altına indiğinde beyin, glukoz dengesini sağlamak üzere böbrek üstü bezlerini uyarıyor; devreye giren stres hormonları kişiyi uykudan uyandırabiliyor.
![]()
Uyku apnesi ve yaşla değişen uyku düzeni
Polisomnografi, yani uyku testiyle yapılan çalışmalarda, kişinin kaygı veya ağrıya bağladığı uyanmaların arkasında fiziksel nedenler bulunabildiği görülüyor. Aktarılan vaka incelemelerinde uyanma olaylarının yüzde 90’ının öncesinde obstrüktif uyku apnesi ya da hipopne gibi bir solunum olayı saptandı. Solunumun aksamasıyla oksijeni azalan vücudun hayatta kalma refleksi uyanmayı tetikleyebiliyor.
Yaş ilerledikçe derin uyku süresinin kısalması ve sirkadiyen ritmin zayıflaması da uykuyu dış uyaranlara karşı daha hassas hale getirebiliyor. Epidemiyolojik araştırmalara göre toplumun yüzde 35,5’i bu sorunu haftada en az üç gece yaşıyor; sıklık kadınlarda ve ileri yaş gruplarında artıyor.