Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Aslı Alay, düzenli adet görmenin yumurtalık rezervinin yeterli olduğunu göstermediğini belirterek doğurganlık planlamasının yalnızca adet düzenine göre yapılmaması gerektiğini söyledi. Alay, 35 yaşın gebelik için kesin bir son tarih olmadığını, ancak yaşla birlikte yumurta kalitesinin azalabildiğini ve gebeliğin zorlaşabildiğini ifade etti.
Alay, yumurtalık rezervinden polikistik over sendromuna, HPV taramasından gebelik öncesi kontrollere kadar kadın sağlığına ilişkin başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Şikâyeti olmayan kadınların da sağlık kontrollerini ve yaşa uygun taramaları ertelememesi gerektiğine dikkat çekti.
Düzenli adet, yumurtalık rezervini tek başına göstermez
Yumurtalık rezervinin azalması, kadınların doğurganlık açısından geç fark edebildiği sorunlar arasında yer alıyor. Alay’a göre adetlerin düzenli olması, yumurta sayısı ve kalitesi hakkında tek başına güvenilir bilgi sağlamıyor; kişi herhangi bir şikâyeti olmasa da rezervi beklenenden düşük olabiliyor.
Değerlendirmede yaş ve sağlık geçmişinin yanı sıra ultrason bulguları, gerektiğinde Anti-Müllerian Hormon (AMH) testi kullanılabiliyor. Ancak bu testler tek başına doğal yollarla gebelik ihtimalini ya da menopozun kesin zamanını göstermiyor. Doğum kontrol hapı kullananlarda görülen çekilme kanamaları da doğal adet döngüsünden farklı.
Alay, ailesinde erken menopoz öyküsü bulunan, yumurtalık ameliyatı geçirmiş veya kanser tedavisi almış kadınların doğurganlık konusunu hekimleriyle görüşmesini önerdi. Gebeliği erteleme düşüncesi olanlarda yumurta dondurma gibi seçeneklerin kişisel koşullara göre ele alınabileceğini belirtti.
Polikistik over sendromu için yeni ad: PMOS
Alay, polikistik over sendromunun yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren bir durum olmadığını vurguladı. 12 Mayıs 2026’da açıklanan uluslararası uzlaşıyla, uzun süredir Polikistik Over Sendromu (PCOS) olarak bilinen rahatsızlık Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) adını aldı. Yeni adlandırma, hastalığın hormonal ve metabolik yönünü yansıtmayı amaçlıyor.
PMOS’ta adet düzensizliği, aşırı tüylenme, sivilcelenme, yumurtlama sorunları ve kilo değişiklikleri görülebiliyor. İnsülin direnci ve metabolik risklerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Belirtiler kişiden kişiye değişebildiği için tanı yalnızca ultrason görüntüsüne dayandırılmamalı.
HPV taraması 30-65 yaş grubuna beş yılda bir uygulanıyor
Alay, bazı HPV türlerinin rahim ağzı kanseriyle ilişkili olduğunu ve enfeksiyonun belirti vermeden bulunabileceğini hatırlattı. Sağlık Bakanlığının ulusal serviks kanseri tarama programında 30-65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi yapılıyor. Tarama aile sağlığı merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ücretsiz sunuluyor.
HPV testinin pozitif olması tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor. Sonuçların sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi ve gerekli görülürse ileri inceleme yapılması gerekiyor.
35 yaş gebelik için kesin bir son tarih değil
Alay, 35 yaşın anne olmak için kesin bir sınır olmadığını, ancak yaş ilerledikçe biyolojik değişimlerin önem kazandığını söyledi. Yaşla birlikte yumurta kalitesi azalabiliyor, gebelik elde etmek zorlaşabiliyor ve düşük riski artabiliyor.
40 yaş sonrasında gebelik diyabeti, yüksek tansiyon, preeklampsi ve kromozomal anomaliler gibi riskler daha belirgin hâle gelebiliyor. Bununla birlikte 35 yaşını aşan kadınların sağlıklı gebelik geçirmesi mümkün. Riskler kişiden kişiye değiştiğinden yaşın yanı sıra kronik hastalıklar ve genel sağlık durumu da dikkate alınmalı; ileri yaş gebelikleri kişiye özel değerlendirme ve takip gerektiriyor.
Gebelik öncesi sağlık değerlendirmesi yapılmalı
Alay, gebelik planlayanların hamile kalmadan önce kronik hastalıklarını, kullandıkları ilaçları, aşılarını ve aile öykülerini hekimleriyle gözden geçirmesini önerdi. Folik asit desteğinin de gebelik öncesinde planlanması gerektiğini belirtti.
Bazı ilaçların gebelikte sakıncalı olabileceğini hatırlatan Alay, ilaçların hekim önerisi olmadan bırakılmaması veya değiştirilmemesi gerektiğini söyledi. Gebeliğin ilk üç ayında fazladan kalori almanın gerekmediğini; bu dönemde dengeli ve yeterli beslenmenin, sigara ve alkolden kaçınmanın önem taşıdığını kaydetti. Vitamin ve bitkisel ürünlerin kontrolsüz kullanımına karşı da uyardı.
Gebelikte vajinal kanama, şiddetli karın ağrısı, su gelmesi, geçmeyen ciddi baş ağrısı, görme bozukluğu ve nefes darlığı gecikmeden değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında. Bebeğin hareketlerinde belirgin azalma olması durumunda da sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
İnternetten tanı koymak doğru değerlendirmeyi geciktirebilir
Alay, internetten edinilen bilgilerle kişinin kendisine tanı koymasının risk taşıdığını belirtti. Vajinal akıntı, kasık ağrısı ve adet düzensizliği farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor; bilinçsiz ilaç kullanımı doğru tanıya ulaşmayı geciktirebiliyor.
Alay, jinekolojik muayenelerin, yaşa uygun kanser taramalarının ve doğurganlık planlamasının ertelenmemesi gerektiğini vurguladı.