Çocuklukta sık tekrarlanan aşağılayıcı, küçümseyici ya da sevgiyi koşula bağlayan ifadeler, kişinin kendisiyle ilgili algısını etkileyebiliyor. Bu sözlerin yetişkinlikte özgüven ve ilişkiler üzerinde iz bırakabileceğine dikkat çekiliyor.
![]()
Anne babadan veya yakın çevreden çocuklukta duyulan bazı ifadeler, yıllar sonra da kişinin kendisi hakkındaki düşüncelerinde etkili olabiliyor. “Senden hiçbir şey olmaz”, “Ağlama, abartıyorsun” ve “Neden kardeşin gibi değilsin?” gibi sözler sık sık tekrarlandığında çocuk kendini yetersiz görebiliyor, duygularını saklayabiliyor ya da başkalarının onayına daha fazla ihtiyaç duyabiliyor.
Her olumsuz sözün kalıcı psikolojik zarara yol açtığını söylemek mümkün değil. Ancak aşağılayıcı, korkutucu ve değersizleştirici ifadelerin tekrarlanması, çocuğun kendilik algısını olumsuz etkileyebiliyor.
“Senden hiçbir şey olmaz”
Çocuğun çabasını ve yapabileceklerini yok sayan bu ifade, başarısızlık korkusunu besleyebiliyor. Sürekli yetersiz olduğu söylenen çocuk, büyüdüğünde yeni şeyler denemekten kaçınabilir; başarılarını da küçümseyebilir.
Çocuk, tekrarlanan eleştirileri zamanla kendi düşüncelerinin parçası haline getirebilir. Bir hata yaptığında gelişmeye çalışmak yerine başarısızlığın kaçınılmaz olduğuna inanabilir.
“Sen zaten beceriksizsin”
Bir hatayı eleştirmek ile çocuğu beceriksiz diye tanımlamak arasında fark bulunuyor. “Bu kez olmadı, tekrar deneyebilirsin” davranışa odaklanırken, “Sen beceriksizsin” çocuğun kişiliğini hedef alıyor.
Bu tür etiketlerle büyüyen kişiler yetişkinlikte kendilerini sık sık eleştirebilir, yaptıkları işlerde yeterli olup olmadıklarını sorgulayabilir ve başarılarına güvenmekte zorlanabilir.
“Ağlama, bunda ağlayacak ne var?”
Çocuğun üzüntüsünü küçümsemek, duygularını göstermenin yanlış olduğu düşüncesini doğurabilir. Çocuk zamanla üzüntüsünü saklamayı, yardım istememeyi veya sorunlarını tek başına çözmeye çalışmayı tercih edebilir.
Çocuğun duygusunu kabul etmek, her istediğini yapmak anlamına gelmiyor. “Üzüldüğünü görüyorum, istersen anlatabilirsin” gibi sözler, hislerini tanımasına ve kendini ifade etmesine yardımcı olabiliyor.
“Neden kardeşin gibi olamıyorsun?”
Çocuğu kardeşleriyle, arkadaşlarıyla veya sınıfındaki diğer öğrencilerle sürekli karşılaştırmak, kendini olduğu gibi kabul etmesini zorlaştırabiliyor. Çocuk, değer görmek için başkalarından daha başarılı olması gerektiğini düşünebiliyor.
Bu düşünce yetişkinlikte de sürebiliyor. Kişi kendisini başkalarıyla kıyaslayabilir, sürekli takdir bekleyebilir veya ilişkilerinde rekabetçi davranabilir.
“Senin yüzünden böyle oldu”
Yetişkinlerin öfkesi, üzüntüsü ya da aile içindeki sorunlar için çocuğu sorumlu tutmak, gereksiz suçluluğa yol açabiliyor. Sık sık suçlanan çocuk, çevresindekilerin mutluluğundan kendini sorumlu görmeye başlayabilir.
Yetişkinlikte bu durum, kişinin başkalarını kırmamak için kendi ihtiyaçlarından vazgeçmesi, sorunlarda önce kendini suçlaması veya başkalarının tepkilerine gereğinden fazla önem vermesi şeklinde görülebiliyor.
“Büyütme, abartıyorsun”
Korku, üzüntü veya hayal kırıklığının sürekli önemsizleştirilmesi, çocuğun kendi duygularına güvenmesini zorlaştırabiliyor. Kişi yaşadığı bir olay karşısında üzülmeye hakkı olup olmadığını sorgulayabiliyor.
Yetişkinlikte rahatsız olduğu davranışları dile getirmekte zorlanabilir, sınırlarını koruyamayabilir veya karşılaştığı olumsuzlukları önemsizleştirebilir.
“Bunu yaparsan seni sevmem”
Sevgiyi çocuğun davranışlarına veya beklentileri karşılamasına bağlayan sözler, reddedilme ve terk edilme korkusunu artırabiliyor. Çocuk, hata yaptığında ya da anne babasının istediği gibi davranmadığında sevgiyi kaybedeceğini düşünebilir.
Bu düşünce ilerleyen yaşlarda ilişkilerde sürekli onay arama, hata yapmaktan korkma ve karşı tarafı memnun etmek uğruna kendi isteklerinden vazgeçme biçiminde ortaya çıkabiliyor.
Araştırmalar çocuklukta duyulan sözler hakkında ne söylüyor?
Çocukluk dönemindeki sözlü ve duygusal örselenme ile yetişkinlikteki ruh sağlığı arasındaki ilişki çeşitli araştırmalarda incelendi.
2006’da Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanan araştırmada 5 bin 877 kişinin verileri değerlendirildi. Çocukken ebeveynlerinden sözlü istismara maruz kaldığını bildiren yetişkinlerde kendini eleştirme eğiliminin depresyon ve kaygı belirtileriyle ilişkili olduğu belirlendi. Bulgular, çocuklukta duyulan aşağılayıcı ifadelerin kişinin kendisine yönelttiği eleştirilere dönüşebileceğine işaret etti.
2022’de yayımlanan, 90 araştırmayı inceleyen sistematik derleme ve meta-analizde çocuklukta yaşanan duygusal istismar ve ihmal ile yetişkinlikte görülen depresyon, kaygı ve diğer psikolojik sorunlar arasında ilişki saptandı.
Child Abuse & Neglect dergisinde 1999’da yayımlanan başka bir araştırmada 144 çocuk incelendi. Bulgular, ebeveynlerin sözlü saldırganlığının çocukların benlik saygısı ve okul başarısıyla olumsuz ilişkili olduğunu gösterdi.
Araştırmalar, çocuklukta yaşanan sözlü ve duygusal örselenmenin yetişkinlikteki ruh sağlığıyla bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, tek bir cümlenin mutlaka psikolojik sorun yaratacağı söylenemiyor. Çocuğun yaşı, sözlere maruz kalma sıklığı, aile ortamı ve çevresinden gördüğü destek de sürecin seyrinde etkili olabiliyor.