Brezilya’da 25 Ekim’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda mevcut Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Flávio Bolsonaro’yu geride bırakarak yeniden seçildi. Resmî sonuçlara göre Lula oyların yüzde 51,7’sini, eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio Bolsonaro ise yüzde 48,2’sini aldı.
İlk turda rakibinin gerisinde kalan Lula, ikinci turda oylarını artırarak siyasi kariyerindeki önemli geri dönüşlerden birine imza attı. Sonuç, bölgede sağ siyasetin güç kazandığı bir dönemde Latin Amerika’daki sol için de önemli bir seçim başarısı olarak öne çıktı.
![]()
Lula’nın siyasi kariyerinde yeni dönüş
Eski metal işçisi ve sendika lideri Lula, 2003-2011 yıllarında iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptı. Sosyal yardım programları ve yoksulluğu azaltmaya yönelik politikalarla geniş bir seçmen kitlesinin desteğini kazandı.
İşçi Partisi yönetimleri sonraki yıllarda yolsuzluk iddiaları ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldı. Lula da yolsuzluk suçlamaları nedeniyle 2018-2019 döneminde cezaevinde kaldı. Hakkındaki mahkûmiyet kararlarının iptal edilmesi, siyasete dönüşünün önünü açtı. Lula, 2022 seçimlerinde Jair Bolsonaro’yu yenerek yeniden cumhurbaşkanı olmuştu.
2026’daki ikinci turda ilk tur sonucunu tersine çevirerek Flávio Bolsonaro’nun önüne geçen Lula, böylece dördüncü cumhurbaşkanlığı dönemini kazandı.
Lula’nın kampanyasında sosyal politikalar öne çıktı
Lula, seçim kampanyasında yoksulluk ve gelir eşitsizliğiyle mücadeleye ağırlık verdi. İşsizlik, okuryazar olmama oranı ve ormansızlaşma alanlarında hükümeti döneminde kaydedilen gelişmeleri öne çıkarırken sosyal yardımların devam etmesini ve çalışanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini savundu.
Lula, Flávio Bolsonaro’nun sosyal destek harcamalarını azaltabileceğini ve önceki dönemlerde elde edilen toplumsal kazanımları geriye götürebileceğini ileri sürdü. Brezilya’nın dış politikada bağımsız hareket etmesi gerektiğini belirterek ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle yakınlaşma ihtimaline karşı çıktı.
Seçim öncesinde yükselen fiyatlar, yolsuzluk tartışmaları ve ekonomik koşullardaki değişim, iktidarın karşılaştığı sorunlar arasındaydı. Buna karşın ikinci turda seçmenlerin çoğunluğu Lula’yı tercih etti.
Bolsonaro cephesi parlamentoda güçlü
Senatör Flávio Bolsonaro, kampanya boyunca babası Jair Bolsonaro’nun siyasi hareketini yeniden iktidara taşımayı hedefledi. İlk turda sağ seçmenin önemli bölümünün desteğini alan Flávio, ikinci turda Lula’nın gerisinde kaldı.
Seçim sonucu sağ siyasetin etkisini yitirdiği anlamına gelmiyor. Bolsonaro’nun Liberal Partisi ve müttefiklerinin parlamentoda güçlü bir konumda olması bekleniyor. Lula’nın yeni dönemde Kongre’yle kuracağı ilişki, yasa çıkarma ve reformları uygulama sürecinde belirleyici olabilir.
Liberal Parti ve müttefiklerinin Temsilciler Meclisinde 280’den fazla, Senatoda ise 50’ye kadar sandalyeye ulaşabileceği belirtiliyor. Brezilya parlamentosunun, 1980’lerde demokrasiye dönüşten sonraki en muhafazakâr yapılarından birine sahip olması bekleniyor. Bu dağılım, bütçe ve sosyal harcama politikalarının yanı sıra yargı atamalarını ve hükümetin siyasi ittifaklarını da etkileyebilir.
Ekonomik büyüme ve borç yeni dönemin gündeminde
Lula hükümetinin gelecek yıl için büyüme beklentisi yüzde 2,3. Yüksek faiz oranları ve artan kamu borcu, ekonomi politikalarının hareket alanını sınırlayan başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 82’yi aşarken, harcamaların yanı sıra faiz giderlerindeki artış da mali dengeler tartışmasının parçası.
Hanehalkı borçluluğundaki yükseliş de hükümetin gündeminde. Lula, kampanya sırasında borç yükünü hafifletmeye yönelik yeni bir program açıkladı ve çevrim içi bahis faaliyetlerine geçici yasak getirilmesini öngören bir adım attı.
Yeni dönemde hükümetin sosyal yardım politikalarını sürdürürken bütçe disiplinini koruması gerekecek. Muhafazakâr Kongrenin iş dünyasını destekleyen yapısal reformlara yönelmesi, harcama politikaları üzerindeki siyasi gerilimi artırabilir. Lula’nın döneminin başarısı ekonomi yönetimine, parlamentoyla kurulacak ilişkilere ve sosyal politikaların sürdürülebilirliğine bağlı olacak.