22 Ekim 2026
Angarali
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
SON DAKİKA
İstanbul’daki su baskını sırasında kurtarma ekipleri ve iş makinesi vatandaşlara yardım ediyor
Çevre ve Kirlilik

İstanbul’da sel riskini artıran başlıca etkenler

İstanbul’daki şiddetli yağışın sel riskini artıran nedenleri arasında betonlaşma, kısa sürede yoğun yağış, altyapı kapasitesi ve doğal su yollarının durumu bulunuyor.

İstanbul’da etkili olan şiddetli yağış, yollar, alt geçitler ve bazı yapıların su altında kalmasına yol açarak sel riskini yeniden gündeme getirdi. Yoğun yağışın yanı sıra betonlaşma, yağmur suyu altyapısının kapasitesi ve doğal su akış yollarının durumu da taşkınların etkisini belirleyebiliyor.

Sel tehlikesi tek bir nedene bağlanamıyor. Yağışın miktarı ve süresi; zeminin suyu emme kapasitesi, tahliye sistemlerinin durumu ve kentteki yapılaşmayla birlikte değerlendirilmek zorunda.

İstanbul’daki su baskını sırasında kurtarma ekipleri ve iş makinesi vatandaşlara yardım ediyor

Yoğun yapılaşma ve altyapı sel riskini nasıl etkiliyor?

Yağmurun kısa sürede yoğun biçimde düşmesi, suyun tahliye edilmesini zorlaştırabiliyor. İstanbul gibi geniş yapılaşma alanlarına sahip kentlerde asfalt ve beton, yağmur suyunun toprağa ulaşmasını kısıtlıyor. Yüzeyde kalan su caddelere ve alçak bölgelere yönelerek birikebiliyor; bu da ulaşımı aksatıp yapılara zarar verebiliyor.

Yağmur suyu kanallarının kapasitesinin aşılması, mazgalların tıkanması ve dere yataklarındaki akışın engellenmesi de riski artıran unsurlar arasında. Bununla birlikte her su baskınını doğrudan altyapı yetersizliğiyle açıklamak doğru değil. Nedenleri belirlemek için yağışın miktarı ve süresiyle bölgenin altyapı koşullarının birlikte incelenmesi gerekiyor.

İstanbul’da taşkın nedeniyle su altında kalan bir sokakta iş makineleri çalışma yürütüyor

Kısa sürede düşen yağış neden tehlikeli?

Sel riskinde yalnızca toplam yağış değil, suyun ne kadar kısa sürede düştüğü de önemli. Uzun zamana yayılan yağışta suyun bir bölümü toprağa sızabilir veya tahliye sistemleriyle uzaklaştırılabilir. Aynı miktarın kısa süre içinde gelmesi ise altyapıya daha büyük yük bindirebilir.

Bir milimetre yağmur, metrekare başına yaklaşık bir litre suya karşılık geliyor. Bu hesaba göre 1.000 metrekarelik alana 50 milimetre yağış düşmesi, toplam 50 bin litre su demek. Suyun ne kadarının yüzeyde kalacağı zeminin geçirgenliğine ve tahliye kapasitesine bağlı. Yağış öncesinde zeminin ıslak olması da toprağın su emme kapasitesini azaltarak yüzeydeki birikimi artırabiliyor.

İklim değişikliği ve kuraklık ilişkisi

Küresel sıcaklıkların yükselmesi, atmosferin taşıyabileceği su buharı miktarını artırabiliyor. Yaklaşık her bir derecelik ısınmada havanın su buharı taşıma kapasitesinin yüzde 7 civarında yükseldiği belirtiliyor. Uygun atmosferik koşullar oluştuğunda bu durum daha yoğun yağışlara zemin hazırlayabilir. Ancak nem miktarındaki artış, her bölgede aynı ölçüde yağış artacağı anlamına gelmiyor; rüzgârlar, hava sistemleri ve bölgesel koşullar da etkili.

İstanbul’daki belirli bir yağış olayının doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığını söylemek için bilimsel inceleme gerekiyor. Buna karşın şehir planlamasında aşırı yağış olasılığının hesaba katılması ve altyapının değişen iklim koşullarına göre değerlendirilmesi önem taşıyor.

Kuraklık ile şiddetli yağış birbirini dışlayan olaylar değil. Uzun süre yağışın az olduğu bir bölgede de uygun hava koşullarında kısa süreli yoğun yağış görülebilir. Bu nedenle yıllık toplam yağışın azalması, ani sel tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

“75 yılda bir” ifadesi ne anlama geliyor?

Tekerrür süresi, belirli büyüklükteki bir yağışın istatistiksel olarak ne kadar seyrek görüldüğünü anlatıyor; olayın belirtilen süre boyunca kesinlikle tekrarlanmayacağı anlamına gelmiyor. İstatistiksel koşulların değişmediği varsayımıyla, 75 yıllık tekerrür dönemine sahip bir yağışın yıllık aşılma olasılığı yaklaşık yüzde 1,33 olarak hesaplanıyor.

Aynı büyüklükte yağışlar birbirine yakın yıllarda, hatta kısa aralıklarla meydana gelebilir. Hesaplamalarda yağışın süresi ve kullanılan ölçüm istasyonu da sonucu etkiler. İstanbul’daki yağışın gerçekten 75 yıllık tekerrür düzeyinde olup olmadığını değerlendirmek için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün ölçümleri, istasyon kayıtları ve geçmiş yıllara ait veriler incelenmeli.

İstanbul’da sel sularına gömülen otomobiller

Şehirde selin etkisini artıran noktalar

  • Betonlaşma: Toprak ve bitki örtüsü yağmur suyunun bir kısmını emebilirken asfalt ve beton yüzeylerde su daha fazla yüzey akışına katılıyor. Böylece drenaj sistemlerine kısa sürede daha çok su ulaşabiliyor.
  • Alt geçitler ve alçak bölgeler: Çevresinden daha düşük kotta kalan yollar ve tüneller suyun birikebildiği yerler arasında. Tahliye yeterli olmadığında bu alanlar hızla tehlikeli hâle gelebiliyor.
  • Dere yatakları ve doğal akış güzergâhları: Yatakların daraltılması, akış yollarının engellenmesi ve taşkın alanlarındaki yapılaşma, suyun ilerleyebileceği alanı sınırlayabiliyor.
  • Bodrumlar ve yer altındaki tesisler: Bodrum daireleri, depolar ve zemin altındaki iş yerleri su baskınlarında risk taşıyor. Suyun hızla yükselmesi tahliyeyi güçleştirebilir; elektrik sistemleriyle temas etmesi can güvenliğini tehlikeye sokabilir.

Sel zararını azaltmak için hangi önlemler öne çıkıyor?

Şiddetli yağışları tamamen önlemek mümkün olmasa da planlama ve altyapı çalışmalarıyla etkileri azaltılabilir. Yağmur suyu kanallarının kapasitesinin güncel yağış verileriyle incelenmesi, yetersiz hatların yenilenmesi ve mazgal, rögar ile menfezlerin düzenli temizlenmesi bu çalışmalar arasında yer alıyor.

Parklar, yağmur bahçeleri ve geçirgen kaldırımlar suyun toprağa sızmasını destekleyebilir. Uygun yerlerde geçici su tutma havuzları ve depolama sistemleri kurulması, yoğun yağış sırasında suyun bir bölümünü biriktirerek tahliye sistemlerinin yükünü azaltabilir. Dere yataklarının ve doğal akış güzergâhlarının bilimsel verilerle belirlenmesi, bu alanlardaki yapılaşma kararlarının risk analizlerine göre düzenlenmesi de önem taşıyor.

Yağış ölçüm istasyonları ve su seviyesi sensörlerinden gelen veriler taşkın tahmin sistemleriyle birlikte değerlendirilebilir. Riskli alt geçitlerde otomatik kapanma mekanizmaları ve hızlı uyarılar, vatandaşların tehlikeli bölgelere girmesini önlemeye yardımcı olabilir. Kalıcı çözüm için altyapı, şehir planlaması ve afet yönetiminin birlikte ele alınması gerekiyor.

Kamu kurumları ve vatandaşlar için hazırlık

Belediyeler ve ilgili kurumların su baskınlarının sık yaşandığı noktaları belirleyerek risk haritaları hazırlaması, yağış sonrası suyun nereden geldiğini ve hangi tahliye sistemlerinin yetersiz kaldığını teknik raporlarla incelemesi gerekiyor. Riskli alt geçitlerin izlenmesi, gerektiğinde trafiğe kapatılması ve alternatif güzergâhların belirlenmesi de ulaşım güvenliği açısından önem taşıyor. Bodrumlar ve kritik tesisler için tahliye planları hazırlanması, acil müdahale ekipleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi öneriliyor.

Uzun vadeli yapılaşma kararlarında aşırı yağış senaryolarının dikkate alınması; riskli alanlarda yapılaşmanın sınırlandırılması, yeşil alanların korunması ve yağmur suyu yönetiminin imar planlarına dâhil edilmesi gerekiyor.

İstanbul silüeti üzerinde yoğun koyu yağmur bulutları

Şiddetli yağış uyarısı sırasında vatandaşların tehlikeli bölgelerden uzak durması ve resmî duyuruları takip etmesi önem taşıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile valilik uyarılarının izlenmesi, bodrum katta yaşayanların güvenli bir üst kat veya alternatif konaklama yeri belirlemesi, telefon ve el feneri gibi temel ihtiyaçların hazır tutulması öneriliyor.

Angaralı

Angarali’nin Ankara haberleri ve şehir rehberleri için kullanılan kurumsal yayın profili. Kent gündemi, ilçe haberleri, ulaşım duyuruları, kültür ve sanat etkinlikleri ile Ankara’da gezilecek yerler h…

Tüm yazıları

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.