ABD’de 3 Kasım 2026’da yapılan ara seçimlerde Demokrat Parti, Temsilciler Meclisi ve Senatoda çoğunluğu kazandı. Donald Trump başkanlık görevini sürdürecek; ancak 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak yeni Kongrenin bütçe, yasama ve denetim alanlarında yönetim üzerindeki etkisi artacak. Sonuçlar, Ankara-Washington ilişkilerinde F-35, S-400 yaptırımları ve KAAN projesindeki motorlar gibi başlıkların geleceğini de gündeme getirdi.
![]()
Seçim sonuçları Trump’ın başkanlığını sona erdirmiyor. Ancak federal bütçe, savunma anlaşmaları, İran savaşı ve Rusya-Ukrayna politikası gibi konularda Beyaz Saray’ın Kongreyle uzlaşması daha önemli hâle gelecek. Demokratların çoğunluğu, yönetimin kararlarının daha sıkı incelenmesine de imkân sağlayacak.
Demokratlar iki Kongre kanadında da çoğunluğu kazandı
Ara seçimlerde Temsilciler Meclisinin 435 sandalyesinin tamamı yenilenirken Senatodaki sandalyelerin yaklaşık üçte biri için oy kullanıldı. 2026 seçimlerinde 35 Senato sandalyesi ve 36 eyalet valiliği de yarışa konu oldu.
Demokratlar, Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu Teksas, Kansas, Iowa ve Güney Carolina gibi eyaletlerde başarı elde etti. Senatoda Demokratlarla birlikte hareket eden bağımsız üyeler dâhil Demokrat blok en az 54 sandalyeye ulaştı; Cumhuriyetçilerin sandalye sayısı 44 oldu. Alaska ve Mississippi’deki Senato yarışları sonuçlar açıklanırken henüz kesinleşmemişti.
Maine, Ohio, Kuzey Carolina, Güney Carolina, Iowa, Kansas ve Teksas’ta Senato sandalyeleri Cumhuriyetçilerden Demokratlara geçti. Demokratlar Temsilciler Meclisinde de çoğunluk için gereken 218 sandalye sınırını aştı. Bazı bölgelerde sayım ve sonuçların ilanı sürdüğünden nihai sandalye dağılımının kesinleşmesi zaman alabilir.
Yeni üyeler göreve başladıktan sonra Demokratlar yasama gündemini belirleyebilecek, komisyonları yönetecek ve yönetim faaliyetlerine ilişkin soruşturmalar yürütebilecek. Bu yetkiler 3 Ocak 2027’de başlayacak yeni Kongre döneminde kullanılabilecek.
Trump seçimi kaybetti mi?
Trump, 3 Kasım’daki ara seçimlerde başkan adayı değildi; dolayısıyla başkanlık seçimini kaybetmiş sayılmıyor. Bununla birlikte Cumhuriyetçilerin her iki Kongre kanadındaki çoğunluğu yitirmesi, yönetimin siyasi gündemine yönelik seçmen tepkisi olarak değerlendiriliyor.
Associated Press’in seçim sonrası seçmen araştırmasında ekonomi öne çıktı. Gıda, sağlık ve enerji giderlerinden yakınan seçmenlerin önemli bir bölümü Demokrat adayları destekledi. Yolsuzluk endişeleri ve İran savaşının maliyeti de seçmen tercihinde etkili oldu. Araştırmaya katılanların yaklaşık üçte ikisi Trump yönetiminin politikalarının ekonomiyi kötüleştirdiğini düşündüğünü belirtti; bu grubun yaklaşık yüzde 80’i Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat adaylara oy verdi.
Bu sonuç, seçmenlerin Demokratların tüm politikalarını onayladığı anlamına gelmiyor. Araştırmalarda her iki büyük partiye yönelik memnuniyetsizlik de görüldü. Yeni Kongrenin önündeki başlıklardan biri, hayat pahalılığı ve kamu yönetimine ilişkin eleştirilere yanıt verecek düzenlemeler hazırlamak olacak.
Trump’ın yetkileri devam edecek
ABD siyasetindeki “topal ördek” ifadesi, siyasi etkisi azalan veya yeniden seçilme imkânı bulunmayan yöneticiler için kullanılıyor. Trump’ın Kongre çoğunluğunu kaybetmesi, kalan görev süresinde yasama alanındaki hareket imkânını daraltacak. Anayasa’nın 22. Değişikliği uyarınca iki kez başkan seçilen Trump, mevcut kurallar altında 2028’de yeniden seçilemeyecek.
Bu niteleme, görevden alınma veya başkanlık yetkilerinin sona ermesi anlamına gelmiyor. Trump’ın olağan takvime göre 20 Ocak 2029’a kadar görevde kalması bekleniyor. Yürütme yetkileri, diplomatik görüşme yapma hakkı, yasaları veto etme yetkisi ve silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı devam edecek.
Demokratların çoğunluğu, yeni yasaların kabulünü zorlaştırabilir ve federal bütçe, savunma harcamaları, vergiler ile uluslararası yardımlar konusunda uzlaşma ihtiyacını artırabilir. Temsilciler Meclisi yürütme faaliyetlerini inceleyip belge isteyebilir; Senato da federal yargıçlar ve bazı üst düzey görevlilerin atamalarında rol oynayabilir.
Başkanın veto yetkisi sürüyor. Kongrenin kabul ettiği bir yasanın vetoyu aşabilmesi için Temsilciler Meclisi ve Senatoda üçte iki çoğunluk gerekiyor. Demokratların azil süreci başlatması da mümkün olsa da başkanın görevden alınması Senatoda üçte iki çoğunlukla mahkûmiyet kararı verilmesini gerektiriyor. Kongrede çoğunluğun değişmesi Trump’ın otomatik olarak görevden uzaklaştırılması anlamına gelmiyor.
ABD dış politikası ve Türkiye’ye olası etkiler
Kongredeki güç değişimi Washington’ın dış politikasını etkileyebilir; ancak kararların tümü Demokratların kontrolüne geçmiyor. Başkan, diplomasi ve ulusal güvenlik alanlarında önemli yürütme yetkilerini koruyor. İran savaşı, Ukrayna’ya yardım, İsrail’e askerî destek, küresel ticaret ve teknoloji politikaları yeni dönemin tartışma konuları arasında.
İran savaşı ve enerji maliyetleri
ABD ile İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı savaş, ara seçimlerde öne çıkan başlıklardandı. Çatışmaların petrol ve doğal gaz arzında yarattığı sorunlar küresel enerji fiyatlarını yükseltti ve ABD’deki günlük harcamaları etkiledi.
Demokratların çoğunluğu, savaşın maliyetine ilişkin Kongre denetimini artırabilir. Askerî operasyonlara ayrılan kaynakların sınırlandırılması, yönetimden bilgi istenmesi veya diplomatik görüşmelerin desteklenmesi yönünde girişimler gündeme gelebilir. Bununla birlikte seçim sonuçları savaşın kesin olarak sona ereceği anlamına gelmiyor; Trump yönetimi askerî ve diplomatik seçenekleri değerlendirmeyi sürdürebilir.
Türkiye açısından enerji maliyetleri doğrudan önem taşıyor. Küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’de akaryakıt ve üretim giderlerine yansıyabilir. Çatışmaların azalması ve enerji arzının rahatlaması maliyet baskısını hafifletebilir; sonuç piyasa koşullarına bağlı olacak.
Ukrayna, Rusya ve Karadeniz
Demokratların Kongreyi kazanması, Ukrayna’ya verilecek Amerikan askerî ve ekonomik desteğini yeniden tartışmaya açabilir. Trump yönetimi ikinci döneminde Ukrayna’ya doğrudan desteği önemli ölçüde azaltırken Rusya ile diplomatik görüşmelere ağırlık verdi.
Demokrat üyeler yeni yardım paketleri hazırlamaya veya Rus enerji sektörüne yönelik yaptırımların hafifletilmesine karşı adımlar atmaya çalışabilir. Bu girişimlerin yasalaşması için Cumhuriyetçi üyelerin desteği de gerekebilir.
NATO üyesi ve Karadeniz’e kıyısı bulunan Türkiye, hem Rusya hem Ukrayna ile ilişkilerini sürdürüyor. Ankara’nın Ukrayna ile savunma sanayisi iş birliği ve Rusya ile enerji ilişkileri, Washington’ın politika tercihleriyle birlikte önem taşıyacak.
İsrail’e askerî destek
Demokratların çoğunluğu, İsrail’e verilen Amerikan askerî yardımlarına yönelik Kongre denetimini artırabilir. ABD’nin İsrail’e yıllık temel askerî desteği yaklaşık 3,8 milyar dolar düzeyinde. Demokrat Parti içinde desteğin koşullara bağlanmasını isteyenler bulunurken İsrail’in güvenliğine yönelik yardımın sürmesini savunan üyeler de var.
Bu nedenle Kongrede Demokratların çoğunluğu, İsrail’e askerî desteğin tamamen sona ermesi anlamına gelmiyor. Silah satışlarının denetlenmesi ve bazı yardımların koşullara bağlanması yönündeki girişimler yeniden gündeme gelebilir.
Erdoğan-Trump ilişkisi ve Ankara’nın gündemi
Türkiye açısından seçimlerin dikkat çeken yönlerinden biri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasındaki kişisel yakınlığın yeni Kongre döneminde ne ölçüde etkili olacağı. Trump, 25 Eylül 2025’te Erdoğan’ı Beyaz Saray’da ağırladığı görüşmede iki liderin uzun süredir dost olduğunu, başkanlıkta olmadığı dört yıllık dönemde de ilişkilerinin sürdüğünü söylemiş ve Erdoğan’a duyduğu saygıyı dile getirmişti.
Aynı açıklamada Trump, Türkiye ile ticaretin artırılmasından ve Ankara’nın F-16 ile F-35 taleplerinin görüşülmesinden söz etti. İki liderin yakınlığı Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında da öne çıktı.
Ankara açısından öne çıkan diğer başlıklar, Rus S-400 sistemleri nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve KAAN projesinde kullanılan Amerikan motorları. Kongredeki yeni çoğunluk, savunma anlaşmaları ve dış politika kararlarının daha sıkı incelenmesine zemin hazırlayabilir. Erdoğan ile Trump arasındaki yakınlığın Türkiye’ye somut sonuç sağlayıp sağlamayacağı ise F-35, yaptırımlar ve savunma iş birliği başlıklarındaki gelişmelere bağlı olacak.