Türkiye’de son idam cezası, Devrimci Yol davasında hüküm giyen Hıdır Aslan hakkında 25 Ekim 1984’te Burdur Cezaevi’nde infaz edildi. Ölüm cezası önce 2002’de savaş ve yakın savaş tehdidi halleri dışındaki suçlar için kaldırıldı; 2004’te anayasa ve ilgili kanunlarda yapılan değişikliklerle tümüyle hukuk sisteminden çıkarıldı.
Son infaz Hıdır Aslan hakkında uygulandı
1958’de Tunceli’nin Hozat ilçesinde doğan Hıdır Aslan, gençlik yıllarında siyasi faaliyetlerde bulundu ve Devrimci Yol hareketinde yer aldı. 1980 öncesindeki siyasi şiddet olayları kapsamında gözaltına alınan Aslan, askerî yargılamanın ardından ölüm cezasına mahkûm edildi. Hakkındaki hüküm 25 Ekim 1984’te Burdur Cezaevi’nde yerine getirildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12 Eylül 1980 Darbesi: Demokrasiye Kara Bir Leke başlıklı çalışmasında da Aslan, Türkiye’de idam edilen son hükümlü olarak kaydediliyor. Aynı çalışmaya göre darbe sonrasında toplam 50 kişinin ölüm cezası infaz edildi: 48 kişi askerî yönetim döneminde, iki kişi ise demokratik hayata geçişin ardından idam edildi.
12 Eylül darbesi sonrasında 50 infaz
12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından sıkıyönetim mahkemeleri, dönemin siyasi şiddet olaylarıyla bağlantılı davalara baktı. Darbe dönemindeki ilk infazlar 9 Ekim 1980’de gerçekleştirildi. Necdet Adalı ile Mustafa Pehlivanoğlu’nun ölüm cezaları aynı gün uygulandı.
Askerî yönetim infazları kamu düzenini yeniden sağlama ve siyasi şiddeti önleme gerekçeleriyle savundu. Dönem, adil yargılanma hakkı, askerî mahkemelerin bağımsızlığı ve ölüm cezasının siyasi niteliği yönlerinden eleştirildi. Hıdır Aslan’ın 1984’teki infazından sonra ölüm cezası hukuki düzenlemelerde bir süre daha yer alsa da uygulanmadı; cezanın geleceği 1990’lı yıllarda da tartışıldı.
2002’de kapsamı daraltıldı, 2004’te tamamen kaldırıldı
Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları kapsamında ölüm cezasının kaldırılması temel reform başlıklarından biri oldu. TBMM’nin 3 Ağustos 2002’de kabul ettiği 4771 sayılı Kanun, 9 Ağustos’ta yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle savaş ve çok yakın savaş tehdidi halleri dışındaki suçlar için ölüm cezası kaldırıldı; barış dönemindeki suçlarda cezanın yerini hapis yaptırımları aldı.
Tam kaldırma süreci 2004’te iki yasal adımla tamamlandı. 7 Mayıs 2004 tarihli 5170 sayılı Kanun’la Anayasa’nın 38. maddesi değiştirildi ve “Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez” hükmü eklendi. Yaşam hakkını düzenleyen 17. maddede de mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesine ilişkin istisna çıkarıldı.
TBMM’nin 14 Temmuz 2004’te kabul ettiği 5218 sayılı Kanun, 21 Temmuz’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunla Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuattaki ölüm cezası hükümleri kaldırıldı; bu cezanın öngörüldüğü birçok suç için ağırlaştırılmış müebbet hapis düzenlemesi getirildi.
Uluslararası protokol 2006’da yürürlüğe girdi
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek ve ölüm cezasını her koşulda kaldırmayı amaçlayan 13 No’lu Protokol’ü 9 Ocak 2004’te imzaladı. Protokol 20 Şubat 2006’da onaylandı ve 1 Haziran 2006’da yürürlüğe girdi. Böylece ölüm cezasının kaldırılması ulusal mevzuatın yanı sıra Avrupa insan hakları sistemi kapsamındaki bir yükümlülük haline geldi.
Mevcut Anayasa ve ceza mevzuatına göre Türkiye’de ölüm cezası verilemiyor. Cezanın yeniden getirilmesi, anayasal yasağın değiştirilmesini ve uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle ilgili hukuki meselelerin ele alınmasını gerektiriyor. Anayasa’daki geçmişe yürümezlik ilkesi nedeniyle sonradan getirilecek daha ağır bir cezanın geçmişte işlenen suçlara uygulanması da mümkün değil.