Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye’de yaşayan yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı verildiğini ve uluslararası arama başlatıldığını duyurdu. Soruşturma dosyasında, 13 Ekim’de Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği önünde yapılan protestoda sarf edildiği öne sürülen sözler de yer alıyor.
19 Ekim 2026’da açıklanan karara, Bakü Binagedi Rayon Mahkemesi hükmetti. Azerbaycan makamları, 25 Eylül-18 Ekim tarihleri arasındaki sosyal medya paylaşımları ile protesto konuşmalarını incelediklerini bildirdi. Paylaşımların anayasal düzeni zorla değiştirmeye çağrı ve dinî nefreti körükleme suçlamalarıyla bağlantılı olduğu ileri sürüldü.
![]()
Karar verilen yedi kişi
Başsavcılığın açıklamasında şu isimler sıralandı:
- Rıdvan Kaya: Haksöz dergisi ve Haksöz Haber yazarı.
- Zekeriya Ceran: Abdullah İmamoğlu adıyla da tanınan Köklü Değişim yazarı ve Değişim TV sunucusu.
- Fatih Tezcan: Analiz Merkezi internet sitesinin kurucusu.
- Ahmet Şanlı: Ahmet Şanlı Hukuk Bürosu yöneticisi.
- Fahrettin Taşkaya Saral: Araştırmacı.
- Abdurrahman Tumer: Sosyal medya kullanıcısı.
- Alparslan Tanrıkulu: Moderatör ve sporcu.
Başsavcılık, bu kişilerin Azerbaycan’da iktidarın zorla ele geçirilmesini veya anayasal düzenin güç kullanılarak değiştirilmesini teşvik eden içerikler yayımladığını iddia etti.
Ankara ve İstanbul’daki protestolar soruşturmada
Ankara’daki protesto 13 Ekim 2026’da Azerbaycan Büyükelçiliği önünde düzenlendi. Başsavcılık, Rıdvan Kaya ile Zekeriya Ceran’ın gösteride anayasal düzenin zorla değiştirilmesine yönelik ifadeler kullandığını öne sürdü.
Açıklamada, 3 Ekim’de Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde yapılan protesto da yer aldı. Rıdvan Kaya’nın burada yaptığı konuşma suçlamalara dayanak gösterildi. Azerbaycan makamları, gösterilerdeki ifadelerin devlet politikalarına yönelik eleştirinin ötesine geçtiğini savundu.
Üç ceza kanunu maddesi kapsamında işlem
Azerbaycan Başsavcılığı, soruşturmanın Ceza Kanunu’nun üç maddesine dayandığını bildirdi. 281.2’nci madde, devlet iktidarını zorla ele geçirmeye veya anayasal düzeni güç kullanarak değiştirmeye yönelik tekrarlanan aleni çağrıları kapsıyor. 283.2.1’inci madde, dinî düşmanlık, radikalizm ya da fanatizm temelinde şiddet kullanılarak nefret ve düşmanlığın körüklenmesine ilişkin hükümler içeriyor. 167-3.1’inci madde ise dinî aşırılık yanlısı faaliyetleri teşvik eden veya meşrulaştıran materyallerin hazırlanması, saklanması ve yayılmasıyla ilgili.
Başsavcılık, elektronik delillerin incelendiğini ve paylaşımların hangi koşullarda hazırlandığının araştırıldığını açıkladı.
Aynı soruşturmada daha önce bir kişi için de arama duyurulmuştu
Azerbaycan makamları, 16 Ekim’de Şanlıurfa Olay gazetesi yazarı Celal Çiftçi hakkında da uluslararası arama başlatıldığını duyurmuştu. Çiftçi’nin sosyal medya paylaşımlarının anayasal düzeni zorla değiştirme ve dinî nefreti körükleme suçlamaları çerçevesinde değerlendirildiği bildirilmişti. Böylece 16 ve 19 Ekim tarihli açıklamalarda aynı soruşturmada uluslararası aramaya konu edilen kişi sayısı en az sekiz oldu.
Okul kıyafetleri tartışması ve ikili açıklamalar
Soruşturmanın arka planında Azerbaycan Bakanlar Kurulunun 21 Eylül 2026’da aldığı 309 sayılı karar bulunuyor. Düzenleme, devlet okullarındaki öğrenci kıyafetlerinin bütünlüğünü bozduğu ve eğitimin laiklik ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilen ek kıyafet unsurlarına kısıtlama getirdi. Metinde başörtüsü doğrudan anılmasa da bazı öğrencilerin başörtüsü nedeniyle okula alınmadığı yönündeki haberler Türkiye’de tepkiye yol açtı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve bazı AK Parti milletvekilleri uygulamayı eleştirdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi ise 13 Ekim’de yayımladığı açıklamada, Türkiye’den gelen bazı değerlendirmelerin ülkenin içişlerine müdahale olduğunu savundu ve AK Parti temsilcilerine Azerbaycan’ın egemenliği ile anayasal düzenine saygı gösterme çağrısı yaptı.
Uluslararası arama Türkiye’de otomatik tutuklama anlamına gelmiyor
Azerbaycan’ın uluslararası arama duyurusu, söz konusu kişilerin Türkiye’de kendiliğinden tutuklanacağı anlamına gelmiyor. Uluslararası arama kararı ile INTERPOL kırmızı bülteni de aynı işlem değil; açıklamada bu yedi kişi hakkında INTERPOL tarafından kırmızı bülten yayımlandığı doğrulanmadı. INTERPOL kurallarına göre kırmızı bülten de tek başına uluslararası tutuklama emri sayılmıyor; ülkeler talepleri kendi hukukları çerçevesinde değerlendiriyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38’inci maddesi, Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler dışında Türk vatandaşlarının suç nedeniyle yabancı bir ülkeye verilemeyeceğini düzenliyor. Azerbaycan Başsavcılığı, soruşturmanın sürdüğünü ve Türkiye’nin yetkili makamlarıyla adli iş birliği mekanizmalarının işletildiğini açıkladı. Türkiye’nin yedi kişi hakkında hangi adli işlemleri yapacağına ilişkin karar bulunmuyor.