Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde yaşayan Ayfer Bozkurt, çocukken soba kömürüyle yaptığı kara kalem çizimlerden yola çıkarak resim sanatında kendine özgü bir çizgi oluşturdu. Köyüne özgü şalvarıyla katıldığı sergide eserleri Picasso’nun tarzına benzetilince “Şalvarlı Picasso” olarak anılmaya başladı.
Soba kömüründen resim çalışmalarına
Kahramankazan’ın Tekke köyünde dünyaya gelen Bozkurt, resme ilgisini küçük kâğıtlara çizimler yaparak keşfetti. İlkokulun ardından eğitimini sürdüremeyen sanatçı, doğayı kendisine öğretmen edindiğini anlatıyor. İlk kara kalem çalışmalarını sobayı tutuşturmak ve ocağı yakmak için kullanılan kömürlerle yaptı; daha sonra kuzenleriyle kardeşlerinden kalan boyalarla resimlerini sürdürdü.
“Şalvarlı Picasso” adı sergide ortaya çıktı
Bozkurt’un yeteneği, 2006’da yürütülen “Haydi Kızlar Okula” projesi sırasında fark edildi. Okul müdürü, evindeki duvar resmini görünce Bozkurt’un çalışmalarına dikkat çekti. Sanatçının katıldığı ilk sergide şalvarıyla ve köyden gelen biri olarak bulunması, eserlerinin Picasso’nun tarzına benzetilmesiyle birleşince “Şalvarlı Picasso” lakabı ortaya çıktı. Bozkurt, o sergiden bu yana bu adla tanındığını söylüyor.
Anadolu insanının yaşanmışlıklarını resmediyor
Resmi en yakın arkadaşı olarak gören Bozkurt, tablolarında tarlaya gidiş gelişleri ve Anadolu insanının yaşamından kesitleri ele alıyor. Eserlerinde insanların çilesine ve mutluluğuna, yüzlerindeki yorgunluk izlerine yer veriyor. Kübizm ve kervanlar üzerinden içe dönük bir sanat yolculuğu yürüttüğünü belirten sanatçı, herkesin bir yeteneği olduğunu ve bunu ortaya çıkarmak için çaba gerektiğini vurguluyor. Bozkurt’a göre imkânlar kısıtlı olsa da azim ve yetenek engelleri aşabilir.