Yeni Ankara yazarı Cihan Fulser, kadın futbolundaki Avrupa başarılarının kalıcı bir gelişime dönüşebilmesi için ekonomik, yapısal ve sportif sorunların ele alınması gerektiğini belirtti. Kulüplerin sürdürülebilirliği için Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yayıncılar, üniversiteler ve yerel yönetimleri kapsayan bir destek modeli çağrısı yaptı.
![]()
Fulser, iki yıldır yürüttüğü araştırmalarda kulüplerin finansman, altyapı, yayın ve görünürlük alanlarında güçlüklerle karşılaştığını aktardı. Yeni sezonun başlamasının ardından bazı takımların maça dokuz oyuncuyla çıktığını, bazı kulüplerin ise deplasmana gitmeyip hükmen mağlubiyeti kabul ettiğini söyledi. Geçen sezon ligden çekilen takımlar nedeniyle küme düşme mücadelesinin de anlamını yitirdiğini ifade etti.
Avrupa başarısının ardından görünürlük tartışması
Fenerbahçe arsaVev’in Avrupa’daki başarısını gurur verici bulan Fulser, bu sonucun yalnızca bir gecelik heyecan olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde ilk 16’ya kalmasının ardından Fenerbahçe arsaVev’in Belarus temsilcisini eleyerek başka bir Avrupa kupası organizasyonunda son 16’ya yükseldiğini ve bunu başaran ilk Türk kadın takımı olduğunu hatırlattı.
Sarıyer’deki maçta saha içindeki organizasyonun Avrupa kulübü ciddiyetinde olduğunu, ancak şeref tribününde beklenen ilgiyi göremediğini belirten Fulser, TFF Başkanı veya yönetiminden kimsenin karşılaşmaya katılmamasını eleştirdi. Kadın Futbolu Direktörlüğü’nden de tanıdık bir ismi göremediğini söyledi.
Fulser, TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu ile yönetim kurulu üyelerinden bazılarının erkek A Millî Takımı antrenmanını izlemeye gösterdikleri hassasiyetin, kadın futbolundaki tarihi Avrupa maçında da sergilenmesini beklediğini dile getirdi. TFF’nin 2026-2027 sezonu fikstür çekiminde alt liglerin de Süper Lig kadar değerli olduğunu açıkladığını hatırlattı.
TFF Yönetim Kurulu Üyesi Ural Aküzüm’ün kadın futbolunda görünürlüğün artırılması, naklen yayın ve yorumcuların teşvik edilmesi yönündeki sözlerini anımsatan Fulser, Avrupa’da son 16’ya kalan bir Türk takımının ülkesindeki ilk Avrupa maçında tribünde görünür olmanın da desteğin parçası olduğunu kaydetti. Federasyonun tarihi geceyi yalnızca kısa bir bülten mesajıyla geçiştirmesini de eleştirdi.
Lig yapısı, altyapı ve üniversiteler
Fulser’in aktardığı TFF lig yapısında Suwen Kadın Futbol Süper Ligi ve Kadınlar 1. Ligi’nde 16’şar, 2. Lig’de 30, 3. Lig’de 145 takım bulunuyor. Dört ligde toplam 200’den fazla takımın mücadele ettiğini belirten Fulser, kız futbolu gelişim liglerinin de geniş bir faaliyet alanı oluşturduğunu söyledi.
TFF’nin 2025-2026 faaliyet raporuna göre U17 Kızlar Gelişim Ligi’nde 734 normal sezon maçı oynandı. Aynı dönemde Süper Lig’de 240, 1. Lig’de 128, 2. Lig’de ise 196 normal sezon karşılaşması yapıldı. Fulser, kız çocuklarının zorlu hava koşullarında futbol oynayıp ailelerinin desteğiyle deplasmanlara gittiğine dikkat çekti.
Ona göre temel mesele yalnızca kız çocuklarını futbola kazandırmak değil; onları sporda tutmak, yeteneklerini geliştirmek ve futbolda bir gelecek kurabileceklerine inandırmak. Ailelere kadın futbolunda bir gelecek ve kültür sunulması gerektiğini belirten Fulser, Amerika, İngiltere, Fransa, İspanya ve Almanya’daki altyapı desteklerinin Türkiye’de henüz somut projelere dönüşmediğini savundu.
Fulser, lise ve üniversitelerin sistemin parçası hâline getirilmesini önerdi. Beden eğitimi ve spor okullarında yetenek sınavlarıyla branş seçimi yapılması ve takımlar kurulmasının altyapı açığını azaltabileceğini ifade etti. Üniversitelerin spor bilimleri fakültelerinin de kadın futboluna daha fazla katılması gerektiğini belirtti.
Üniversiteler ile kulüpler arasında daha güçlü bağlar kurulmasını, üniversiteler arası deplasmanlı liglerin yaygınlaştırılmasını ve spor bilimleri öğrencilerinin futbolcu gelişimi, antrenörlük, analiz, fizyoterapi, kondisyonerlik ve yöneticilik alanlarında görev almasını gündeme getirdi. Fulser, üç profesyonel statülü lig yerine iki profesyonel lig ve lise-üniversiteleri de içeren dengeli bir amatör yapının kaliteyi yükseltebileceğini söyledi.
Kulüplerin mali yükü ve sürdürülebilirlik
Konaklama, ulaşım, malzeme ve oyuncu maaşlarını kadın futbolu kulüplerinin başlıca giderleri arasında sayan Fulser, katılım ve teminat bedellerinin de önemli bir yük oluşturduğunu belirtti. TFF düzenlemelerine göre Süper Lig’de katılım ve teminat bedelleri 250’şer bin lira; 1. Lig’de 125’er bin, 2. Lig’de ise 75’er bin lira. Bu tutarların tümünün katılım ücreti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak kulüpler üzerindeki toplam mali baskının yüksek olduğunu kaydetti.
Lig yöneticilerinden, UEFA katkı payı dışında kulüplere destek ödemesi ulaşmadığı yönünde yakınmalar duyduğunu aktaran Fulser, bu ifadelerin kulüp yöneticilerinin aktardığı bir iddia olduğunu belirtti. Ayrıca yabancı oyuncu transferlerinde kulüplerden oyuncu başına 50 bin lira alındığını söyledi. Yerli oyuncu oynatan kulüplerin teşvik edilmesi ve toplanan bedellerin bir bölümünün bu amaçla oluşturulacak havuza aktarılması seçeneğini gündeme getirdi.
Suwen’in lig isim hakkını üstlenmesi dolayısıyla şirkete Türk kadın futboluna verdiği destek için teşekkür eden Fulser, isim hakkı gelirinden kulüplere de pay ayrılıp ayrılamayacağını sordu. Kulüplerin lig katılım ve teminat bedelleriyle toplam 500 bin liralık giriş maliyetiyle karşılaştığını; isim hakkı gelirinin naklen yayın bedeline sayılması nedeniyle takımların sponsorluktan doğrudan gelir elde edemediğini ifade etti.
Deplasman desteğinin de güncel maliyetleri karşılamadığını belirten Fulser, TFF’nin konaklama için 65 bin lira, mesafeye göre kilometre başına 20 lira verdiğini aktardı. Bir deplasmanın otel, yemek, ulaşım ve diğer giderlerle 300 bin liraya ulaşabildiğini; yakın ya da günübirlik karşılaşmalarda dahi maliyetin 100 bin liranın altına inmediğini söyledi. Bir takımın yıllık giderlerini yönetebilmesi için yaklaşık 10 milyon liralık bütçeye ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
Fulser, liglerin statüsü ve geleceğinin millî takım teknik ekibi, TFF ve kulüplerin katılımıyla birlikte ele alınmasını istedi. Deplasman teşviklerinin ekonomik koşullara göre yeniden değerlendirilmesi ve Anadolu kulüplerinin sesinin daha fazla duyulması gerektiğini vurguladı. Alt yaş kategorileriyle birlikte sürdürülebilir bir millî takım havuzunun, mevcut başarıların devamı açısından önem taşıdığını ifade etti.