Anadolu’da uzun süre bereketin simgesi sayılan yağmur, iklim değişikliği ve kentleşme baskısıyla bazı bölgelerde taşkınlara yol açıyor. Ankara’da eski dere yataklarının kapatılması, betonlaşma ve altyapı sorunları yağışın afete dönüşme riskini artırıyor.
![]()
Türkiye’de ani ve şiddetli sağanaklar son yıllarda yağmur algısını da değiştirdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre şiddetli yağış ve seller, ülkede en sık kaydedilen meteorolojik afetlerin başında geliyor.
![]()
İklim Değişikliği Başkanlığı ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bünyesindeki uzmanlar, taşkınların yalnızca doğal olaylarla açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Değişen yağış düzeni; dere yataklarının imara açılması, geçirimsiz yüzeylerin çoğalması ve yetersiz drenajla birleşince kentlerde ağır sonuçlar doğurabiliyor.
![]()
İklim değişikliği yağış düzenini nasıl etkiliyor?
Geçmişte günlere veya haftalara yayılan mevsim yağışları, iklim değişikliğinin etkisiyle daha kısa sürelerde ve dar alanlarda yoğunlaşabiliyor. Hava ve deniz suyu sıcaklıklarının artması atmosferin nem tutma kapasitesini yükseltiyor; bulutlardaki suyun birkaç saat içinde belirli bir bölgeye düşmesi taşkın riskini artırıyor.
MGM’nin şiddetli hava olaylarına ilişkin raporları, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında görülen konvektif yağışların sıklık ve şiddetindeki artışa işaret ediyor. Bir ilçenin bir aylık yağışının 45-60 dakika içinde düşmesi, kuru ve sertleşmiş toprağın suyu emmesini zorlaştırarak yüzey akışına ve taşkınlara neden olabiliyor.
![]()
Taşkınları artıran kentleşme sorunları
TMMOB Şehir Plancıları Odası ve Jeoloji Mühendisleri Odası, “son 50 yılın en yüksek yağışı” gibi ifadelerin yapısal ihmalleri görünmez kılmaması gerektiğini vurguluyor. Taşkın riskini artıran başlıca etkenler arasında şunlar yer alıyor:
- Dere yataklarının kapatılması: Doğal su kanallarının cadde, otopark veya konut alanına dönüştürülmesi, suyun akış yolunu kesebiliyor.
- Kontrolsüz betonlaşma: Yeşil alanların, tarım arazilerinin ve suyu emen yüzeylerin asfalt ve betonla kaplanması, yağmur suyunun yer altına sızmasını engelliyor.
- Birleşik altyapı sistemleri: Yağmur suyu kanallarıyla kanalizasyon hatlarının aynı sistemde bulunması, ani sağanaklarda şebekenin dolmasına ve rögarların taşmasına yol açabiliyor.
![]()
Ankara’da kapatılan dere yatakları taşkın riskini artırıyor
Ankara’da İncesu Deresi, Bentderesi, Çubuk Çayı, Hatip Çayı ve Kavaklıdere gibi çok sayıda açık akarsu ve dere yatağı bulunuyordu. 1950’li yıllardan itibaren bunların büyük bölümü yer altına alındı ve üzerleri asfaltlandı.
![]()
Çanak biçimli coğrafi yapıya sahip başkentte, yüksek kesimlerden inen yağmur suları eski dere yataklarını izleyerek Çankaya, Altındağ, Mamak, Keçiören, Etimesgut ve Sincan’ın çukur bölgelerinde ve alt geçitlerde birikebiliyor. Mamak Boğaziçi Mahallesi’nde ve kent merkezindeki alt geçitlerde yaşanan su baskınları, kapatılmış dere yataklarının oluşturduğu riski ortaya koydu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ), riski azaltmak amacıyla kent genelinde yağmur suyu ve atık su hatlarını ayırmaya yönelik projeler ile açık ve kapalı kesitli taşkın koruma kanalları inşa ediyor.
![]()
Çözüm önerisi: Sünger şehir uygulamaları
İklim Değişikliği Başkanlığı’nın yerel iklim değişikliği eylem planlarında da yer alan “Sünger Şehir” yaklaşımı, yağmur suyunun kent içinde tutulmasını ve yönetilmesini hedefleyen uygulamalar arasında gösteriliyor.
![]()
Bu kapsamda geçirgen asfalt ve kaldırım malzemelerinin kullanılması, binalarda yağmur suyu hasadı sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi, kapatılmış dere yataklarının ekolojik koridor olarak yeniden açılması ve taşkın risk haritalarına aykırı imar izinlerinin iptal edilmesi öneriliyor.
Anadolu’da yağmur neden bereket sayılıyor?
Yağmurun bereketle özdeşleştirilmesi, Anadolu’nun iklimi ve tarımsal üretim geçmişiyle bağlantılı. İç Anadolu dâhil Türkiye’nin büyük bölümünde yarı kurak iklim görülüyor; geleneksel kuru tarımda buğday, arpa ve bakliyat üretimi yağışa bağlı yürütülüyordu. Sulama kanalları ve barajların bulunmadığı dönemlerde ekinlerin gelişmesi ve kıtlığın önlenmesi için yağmur belirleyici bir kaynak oldu.
Bu tarihsel bağ, Hitit kültüründeki Fırtına ve Yağmur Tanrısı inancından Orta Asya Türk kültüründeki su kutsiyetine, İslam inancında yağmurun “rahmet” olarak anılmasına uzanıyor. Ankara ve çevresindeki kırkikindi yağışları ile nisan yağmurlarının bollukla ilişkilendirilmesi, kurak dönemlerde yapılan yağmur duaları ve Çömçe Gelin ritüeli de yağmurun tarım ve geçimle kurduğu bağın kültürel yansımaları arasında bulunuyor.