TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, fonlama maliyetindeki düşüşün kredi ve mevduat faizlerine yansıdığı belirtildi. Veriler faizlerde kesin ve hızlı bir indirim sözü vermiyor; Merkez Bankası sıkı parasal duruşunu koruyor.
![]()
Karahan, 6 Ekim 2026’da komisyonda ekonomi gündemine ilişkin 45 sayfalık sunum yaptı. Enflasyon ve para politikasının yanı sıra kredi büyümesi, fonlama maliyeti ve mevduat faizleri de sunumda yer aldı.
Fonlama maliyetindeki düşüş faizlere yansıdı
TCMB’nin sunumunda, “Fonlama maliyetindeki azalış mevduat ve kredi faizlerine yansımaktadır” mesajı öne çıktı. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 27 Şubat’ta yüzde 37 iken 7 Ağustos’ta yüzde 40’a çıktı; 25 Eylül’de yeniden yüzde 37’ye geriledi.
Bir ila üç ay vadeli TL mevduat faizi de 7 Ağustos’taki yüzde 39,8’den 25 Eylül’de yüzde 36,9’a indi. Şubat sonundaki oran ise yüzde 37,3’tü.
25 Eylül verilerinde TL ticari kredi faizi yüzde 40,9, ihtiyaç kredisi faizi yüzde 50,8 olarak kaydedildi. Sunumda, ihtiyaç kredisi faizinde dönemsel dalgalanmalar görülürken ticari kredi faizindeki gerilemenin fonlama maliyetindeki düşüşle birlikte gerçekleştiği belirtildi.
![]()
TCMB sıkı parasal duruşu sürdürüyor
Merkez Bankası, sıkı parasal duruşun korunduğunu ve bu yaklaşımın makroihtiyati düzenlemeler ile likidite yönetimiyle desteklendiğini bildirdi. Kredi büyüme sınırları, TL mevduat payına ilişkin hedefler, zorunlu karşılıklar, TL depo ihaleleri ve swap işlemleri bu araçlar arasında sıralandı.
Bu çerçeve, konut veya ihtiyaç kredisi faizlerinin hemen düşeceği yönünde kesin bir mesaj içermiyor. Sunum, fonlama maliyetindeki değişimin kredi ve mevduat fiyatlamalarına yansımasını ortaya koyuyor.
TCMB’nin politika faizi yüzde 37, gecelik borç verme faizi yüzde 40, gecelik borçlanma faizi yüzde 35,5 seviyesinde bulunuyor. Eylül toplantısında bu oranlarda değişiklik yapılmadı.
Ankara’da 1 milyon liralık konut kredisi örneği
Sunumda yer alan örnek hesaplamaya göre 1 milyon TL tutarında, 120 ay vadeli konut kredisinde aylık faiz yüzde 2,88 olduğunda taksit yaklaşık 29 bin 800 TL oluyor. Aylık oran yüzde 2,99’a çıktığında taksit yaklaşık 30 bin 800 TL’ye, yüzde 3,19’da 32 bin 650 TL’ye, yüzde 3,24’te ise 33 bin 100 TL’ye yükseliyor.
Bu örnekte yüzde 2,88 ile yüzde 3,24 arasındaki aylık faiz farkı, vade boyunca toplam geri ödemede yüz binlerce liralık değişim yaratabiliyor. Hesaplama faiz ve anapara üzerinden yapılıyor; kredi tahsis ücreti, ekspertiz, sigorta ve diğer masraflar tutarlara dahil değil. Gerçek kredi oranı müşteri profiline, bankaya ve kredi ürününe göre değişebiliyor.
![]()
Mevduat getirisi ve kredi büyümesi
Mevduat faizindeki gerileme tasarruf sahiplerinin getirisini de etkiliyor. TCMB verilerindeki 1-3 ay vadeli TL mevduat oranı 25 Eylül’de yüzde 36,9 oldu; bu oran ağustos başındaki yüzde 39,8’in altında kaldı. Faiz düşüşü, aynı tutardaki mevduattan elde edilen getiriyi azaltırken kredi maliyetlerinde uygun koşullar oluştuğunda düşüş anlamına gelebiliyor.
TCMB, toplam kredi büyümesinin yüzde 25 civarına gerilediğini bildirdi. 25 Eylül itibarıyla 13 haftalık yıllıklandırılmış toplam kredi büyümesi yüzde 24,3 olarak ölçüldü. Yıllıklandırılmış büyüme TL ticari kredilerde yüzde 35,4, bireysel kredilerde yüzde 25,8, kur etkisinden arındırılmış yabancı para kredilerinde yüzde 12 oldu.
Enflasyon beklentileri faiz görünümünde etkili
Eylül 2026 verilerine göre 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarında yüzde 23,7, reel sektörde yüzde 32,5, hanehalkında yüzde 45,6 seviyesinde bulunuyor. TCMB, beklentilerin para politikasında ihtiyatlı duruşun sürdürülmesini gerektirdiğini vurguluyor.
![]()
Kredi ve mevduat faizlerinin seyri yalnızca politika faizine bağlı değil; enflasyon ve beklentiler ile enerji fiyatları, küresel gelişmeler ve finansal piyasa koşulları da bankaların fiyatlamalarını etkiliyor. Ankara’da kredi kullanmayı planlayanlar için aylık oranla birlikte toplam geri ödeme ve masrafları karşılaştırmak, mevduat sahipleri içinse vade sonunda oluşacak net getiriyi değerlendirmek önem taşıyor.
Karahan’ın sunumundaki temel mesaj, faizlerde yeni bir indirim sözü değil, fonlama maliyetindeki düşüşün kredi ve mevduat faizlerine yansıdığı yönündeki mevcut tablo oldu.