Ankara’da kent içi ulaşım, faytonlardan elektrikli troleybüslere ve banliyö trenlerine uzanan farklı araçlarla şekillendi. Bir dönem kentin ana ulaşım yükünü taşıyan bu araçların bazıları, yerini modern sistemlere bıraksa da başkentin geçmişindeki yerini koruyor.
“Boynuzlu” troleybüsler 34 yıl çalıştı
Ankara’da troleybüs seferleri, 1 Haziran 1947’de Ankara Elektrik, Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi (EGO) tarafından Ulus-Bakanlıklar hattında başlatıldı. İstanbul ve İzmir’den önce Türkiye’de ilk kez başkentte kurulan sistemde, araçların tavanındaki çift akım toplayıcı çubuklar nedeniyle troleybüslere halk arasında “boynuzlu” ya da “elektrikli” deniyordu.
İtalya’dan getirilen 10 Ansaldo San Giorgio ile başlayan filo, daha sonra Almanya’dan alınan Büssing ve MAN marka araçlar ile Çekoslovakya yapımı Škoda 9Tr modellerinin eklenmesiyle 100’ü aştı. 600 volt doğru akımla çalışan troleybüsler; Ulus-Bakanlıklar, Dışkapı-Bahçelievler, Cebeci-Gar ve Kızılay-Ayrancı hatlarında 34 yıl boyunca hizmet verdi.
Şehir trafiğinin sıkışması, elektrik kesintileri ve yedek parça sorunlarının yanı sıra “troley düşmesi” olarak bilinen hat kopmaları da sistemin işletmesini güçleştirdi. EGO Genel Müdürlüğü kararıyla troleybüsler 1981’de seferden kaldırıldı.
EGO otobüslerinde arka kapıda biletçi dönemi
Kırmızı-krem ve mavi renkli EGO otobüsleri, Ankara’nın ulaşım tarihinde öne çıkan araçlar arasında yer aldı. 1950’li ve 1960’lı yıllarda Almanya’dan getirilen burunlu ve düz cepheli Büssing otobüsler, kent içi ulaşımın temel araçlarındandı.
Otobüslerin arka kapısında, yüksekçe bir masada biletçi oturuyordu. Yolcular arka kapıdan binip bilet aldıktan sonra aracın önüne ilerliyordu. 1970’lerin sonlarından itibaren bu otobüslerin yerini körüklü MAN ve Ikarus marka, daha yüksek yolcu kapasiteli araçlar almaya başladı.
Amerikan otomobilleri dolmuş olarak kullanıldı
1950-1980 döneminde Chevrolet, Plymouth, DeSoto ve Dodge marka sekiz silindirli klasik Amerikan otomobilleri, Ankara’daki dolmuş ulaşımının temel araçları arasındaydı. Bu otomobiller özellikle Ulus-Çankaya ve Kızılay-Aydınlıkevler gibi yoğun güzergâhlarda çalışıyordu.
Yolcu sayısını artırmak için araçların içine “müstezat” adı verilen ek katlanır koltuklar yerleştiriliyordu.
Sincan-Kayaş hattında buharlı trenlerden E14000 setlerine
Ankara’yı doğu-batı yönünde bağlayan Sincan-Kayaş Banliyö Hattı, yıllar boyunca memurların, işçilerin ve öğrencilerin kullandığı önemli ulaşım güzergâhlarından biri oldu. Erken Cumhuriyet döneminden 1970’lerin başına kadar hatta buharlı trenler çalıştı.
Hattın elektriklendirilmesiyle buharlı trenlerin yerini mavi-beyaz ve kırmızı-beyaz renkli E14000 serisi elektrikli setler aldı. Tarihî banliyö hattı modernleştirildi ve Başkentray adıyla hizmet vermeyi sürdürdü.
Faytonlar ve atlı arabalar
1920’li ve 1930’lu yıllarda, motorlu taşıt filolarının henüz bulunmadığı Ankara’da kent içi ulaşım ağırlıklı olarak faytonlarla sağlanıyordu. Ankara Garı, Taşhan (Ulus) ve Çankaya Köşkü arasındaki protokol ve yolcu taşımacılığında faytonlar kullanılırken, yük ve eşya taşımacılığı da uzun süre at ve eşek arabalarıyla yapıldı.