İşitme Engelliler Hentbol Milli Takımı Antrenörü Yunus Erdal Orhan, sporcularla kurulan güven ve iletişimin başarıdaki rolünü anlattı. Eskişehir’de 2022’de başlayan çalışmalar, Türkiye şampiyonluklarına ve milli takım antrenörlüğüne uzandı.
![]()
Eski milli hentbolcu ve beden eğitimi öğretmeni Orhan, yaklaşık 45 yıldır sporun içinde. İşitme engelli bireylerle çalışmaya 2022’de Eskişehir’de bir proje kapsamında başladıklarını belirten Orhan, bu süreçte sporcularla yalnızca teknik çalışma yürütmediklerini; güven oluşturmaya ve iletişim kurmaya da odaklandıklarını söyledi.
Eskişehir’de başlayan çalışma şampiyonluk getirdi
Orhan’ın aktardığına göre, proje kapsamında kız ve erkek takımlarıyla bölgesel düzeyde çalışmalara başlandı. Takımlar ilk yıllarında kendi branşlarında Türkiye şampiyonluğu kazandı. Başarıların ardından işitme engelli bireylere yönelik spor çalışmalarına ilgi arttı ve altyapı çalışmalarına ağırlık verildi.
Okul temelli çalışmalarla daha fazla sporcuya ulaşmayı hedeflediklerini belirten Orhan, engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımını destekleyen uygulamaların da sürece katkı sunduğunu ifade etti. Eskişehir’deki projenin ardından Ekim 2025’te İşitme Engelliler Hentbol Milli Takımı antrenörlüğü teklifini aldığını ve bu görevle çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
![]()
“Ortak bir dil kurmaya başlıyorsunuz”
Orhan, işitme engelli sporcularla çalışmanın yalnızca spor bilgisiyle yürütülemeyeceğini; sabır, özveri ve karşılıklı güven gerektirdiğini vurguladı. Sporcuların kendilerini anlaşılmış hissetmesinin önemine dikkat çekerek iletişim deneyimini şöyle anlattı:
“Önce sizi kendilerinden biri olarak görmelerini, olaylara onların gözünden bakmaya çalıştığınızı hissetmelerini istiyorlar. Tepkilerini anlamanız gerekiyor. Bu birlikteliği sağlayabildiğiniz zaman ortak bir dil kurmaya başlıyorsunuz.”
İşaret dilini henüz akıcı kullanamadığını belirten Orhan, son 7-8 aydır sporcularıyla tercümansız da anlaşabildiklerini söyledi. İletişimin yalnızca işaret dili öğrenmekten ibaret olmadığını ifade eden Orhan, sporcuların duygu dünyasını anlamanın ve aralarında güven oluşturmanın belirleyici olduğunu dile getirdi.
![]()
Sporun özgüvene ve toplumsal katılıma katkısı
Orhan, sporun fiziksel gelişimin yanında özgüveni desteklediğini ve işitme engelli bireylerin kendilerini toplumun parçası hissetmelerine yardımcı olduğunu söyledi. Türkiye’de yaklaşık 4,5 milyon kayıtlı işitme engelli birey bulunduğunu belirten Orhan, bu kitlenin toplumsal yaşama katılımının desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Takım çalışmalarının ilk aşamasında sporculara kendilerine güvenmeleri gerektiğini anlatmaya odaklandıklarını belirten Orhan, bir çalışmanın diğer sporcularla bir günde tamamlanabildiği durumlarda işitme engelli sporcularla üç güne ihtiyaç duyulabildiğini söyledi. Ona göre esas olan, öğrenilenlerin kalıcı olması ve sporcunun kendine güvenmeye başlaması.
Altyapıda erken yaşta spor eğitimi
Hentboldaki temel hareket ve tekniklerin küçük yaşlarda öğretilmesinin sonraki gelişimi kolaylaştırdığını belirten Orhan, kendi çalışmalarında 4-6 yaş grubunu başlangıç noktası kabul ettiklerini aktardı. Daha ileri yaşlarda spora başlayan çocukların da gelişebileceğini, ancak temel becerilerin kazandırılmasında erken yaşın avantaj sağladığını söyledi.
Orhan, 15-18 yaşlarında spora başlayan yetenekli gençlerin de kısa sürede ilerleme kaydedebildiğini belirtti. Altyapı çalışmalarının yalnızca başarılı sporcular yetiştirmek için değil, çocukların disiplin ve özgüven kazanması bakımından da değer taşıdığını ifade etti.
![]()
Spora dönen sporcu yeniden milli takıma seçildi
Orhan’ın anlattığı örneklerden biri, hentbolu bıraktıktan sonra yeniden milli takıma dönen Mustafa isimli sporcu oldu. Orhan, 2017’de olimpiyat ikinciliği elde eden takımda yer alan Mustafa’nın antrenörleriyle yaşadığı sorunların ardından spordan uzaklaştığını söyledi.
İzmir’den Eskişehir’e getirilen sporcu, yaklaşık 6,5-7 ay antrenman yaptıktan sonra yeniden milli takıma seçildi. Milli takım davetinin ardından ailesiyle Orhan’ı ziyarete gelen Mustafa’nın kendisine “Beni tekrar hayata döndürdün” dediğini aktaran antrenör, sporcunun daha önce umudunu yitirdiğini ve hentbola devam etmek istemediğini anlattığını belirtti.
Orhan, bu tür deneyimlerin sporcu ile antrenör arasındaki bağın önemini gösterdiğini söyledi. Sporcunun kendisine inanmasının ve yanında birinin olduğunu hissetmesinin gelişim sürecine katkıda bulunduğunu ifade etti.
Başarıda dinlemek ve aileyle iletişim de etkili
Orhan, antrenörlüğün teknik ve taktik bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını; sporcuların kişisel yaşamlarında karşılaştıkları sorunların da performanslarını etkileyebildiğini dile getirdi. Bir Türkiye şampiyonası öncesinde soyunma odasında ağlayan takım oyuncusuyla yaşadığı bir olayı anlattı.
Maçtan önce sporcuyla konuşmak yerine karşılaşmanın tamamlanmasını önerdiğini aktaran Orhan, takımın maçı kazandığını, ardından genç oyuncuyla baş başa görüşerek yaklaşık 20 dakika onu dinlediğini söyledi. Antrenörün gerektiğinde dinleyen ve yol gösteren kişi olması gerektiğini vurguladı.
Orhan’a göre sporcu, antrenörüne güvendiğinde ve onun yanında kendisini değerli hissettiğinde daha fazla çaba gösteriyor. Aile ve sosyal çevrenin de gelişim sürecinin parçası olduğunu belirten Orhan, genç sporcuların ihtiyaçlarını anlamada ailelerle kurulan iletişimin önemine dikkat çekti.
![]()
Tecrübe, zor durumları yönetebilmekle ilgili
Beden eğitimi öğretmenliği eğitiminin farklı branşların öğretim yöntemlerine ilişkin teorik temel sağladığını belirten Orhan, bu bilginin tek başına başarı için yeterli olmadığını söyledi. Sporcuların koşullarını ve ihtiyaçlarını anlayarak antrenman sürecini buna göre yönetmenin de antrenörlüğün parçası olduğunu ifade etti.
Orhan, tecrübeyi yalnızca yıllar içinde biriken bilgi olarak görmediğini; krizleri ve karmaşık durumları yönetebilme becerisinin de bu kavramın içinde olduğunu dile getirdi.
![]()